04 Ocak 2012

KENDİMİZ İÇİN.......

Sevgili resim hocam Handan Kırımlı' bana bu iletiyi göndermiş. Çok beğendim ve sizlerle paylaşmak istedim.

Yeni yılda yeni başlangıçlardan biri olsun......


Deniz seferi sırasında okyanusta yol alan gemi, kaza geçirerek batmış. Gemiden yalnızca tek bir adam sağ kurtulmuş ve dalgalar adamcağızı küçük, ıssız bir adaya kadar sürüklemiş.
Adam ilk günler, canını kurtaran Allah'a kendisini buradan da kurtarması için yakarmış ve yardım bulurum umuduyla günlerce ufku izlemiş. Ama ne gelen olmuş, ne de giden...
Daha sonra rüzgardan, yağmurdan ve zararlı hayvanlardan korunmak için ağaç dallarından ve yapraklardan bir kulübe yapmış. Sahilde bulduğu, gemiden arta kalan konserve, pusula gibi eşyaları bu kulübeye koymuş. Günler hep aynı şekilde geçmeye başlamış. Balık avlıyor, pişirip yiyor ve ufku gözlüyor, kendisini kurtarması için Allah'a dua ediyormuş. Bir gün tatlı su getirmek için yürüyüşe çıkmış, geri döndüğünde kulübesinin alevler içinde yanmaya başladığını görmüş. Duman, dans ede ede göğe yükseliyormuş. Başına gelebilecek en kötü şeyin bu olduğunu düşünmüş ve k
eder-öfke içinde donakalmış. Şimdi bu ıssız adada, başını sokabileceği bir kulübe bile kalmamış. "Allah'ım, bunu bana nasıl yapabildin?" diye feryat etmiş. O geceyi keder ve üzüntü içinde geçirmiş. O kadar dua ettiği halde, başına bu olay geldiği için sitemler etmiş. Ertesi sabah ise erken saatlerde, adaya yaklaşmakta olan bir geminin düdük sesiyle uyanmış! Bitkin, şaşkın, kendisini kurtaranlara sormuş;
"Benim burada olduğumu nasıl anladınız?" Cevap onu hem daha bir şaşırtmış, hem de utandırmış:"Dumanla verdiğiniz işareti gördük!"

Bu öykü üzerine uzun uzun düşündüm. Yakın zaman içerisinde hayatımda olan ve memnuniyetsiz olduğum, hatta üzüntü duyduğum olayları anımsadım. İçlerinden birisini seçtim ve ardından 'olay'ın geçmişini hatırlamaya çalıştım. Bu geçmişe bakış, sebepler konusunda daha önce görmediğim bazı gerçekleri getirdi. Ardından sonuçları anımsadım. Ve bu defa da sonuçların o esnada göremediğim faydalarına ulaştım. Yani olmuş bir olayı tekrar değerlendirerek sebep-sonuç zincirini tekrar oluşturdum. Öyküde ki adam gibi bende kendi olaylarıma şaşırdım. Hayatın aslında bizi zorladığını düşündüğümüz anlarda, zorlamak bir yana bizi korumak, kollamak adına nasıl sarıp sarmaladığını hissettim. Teşekkürler hayat sana! dedim ve isyan ettiğim anlar için kendisinden özür diledim. Sizlere de tavsiye ederim. Sizlerde lütfen kendi olaylarınız için, en azından bir kaç tanesi için aynı değerlendirmeyi yapın; faydaları görebileceksiniz. İşte 'farkındalık'ın bir tanımı da bu.
Bizler dünyanın bir parçasıyız ve bir tek yaşamımız var. Niçin bu yaşamı güzellikle, keyifle, mutlulukla donatmayalım ki? Niçin yaşam içerisinde bilinçaltımızın biriktirdikleri ve çapaladıkları, ağırlıklı negatif durumlara ait olup, olur olmadık yerlerde bizi mutsuz ediyor, ruh halimizdeki dengemizi sarsıyor ve yaşam kalitemizi düşürüyor olsun ki?
Yapabiliriz, hepimiz dilediğimiz, arzuladığımız tatta bir yaşamı kucaklayabiliriz. Yeter ki hedefleyelim ve hedefimizi inançla destekleyelim. 'Kendine inanmak' çok önemli.
Kavga etmek yerine, isyan etmek yerine hayatla barışalım ve söyleşelim. Unutmayalım bu bizim hayatımız! Kendi çocuğumuz, kendi eşimiz, kendi işimiz gibi kendi hayatımız.
Çok sevdiğim bir ablam var, allah uzun ömürler versin. Hayata dair sohbet dolu bir akşamda, bir arkadaşıma dönüp sormuştu; yanında oturan kendi eşin mı? diye. Hepimiz önce bir duraksayıp, ardından kahkalar ile gülmüştük. Sonra bu 'kendi' konusunu ve önemini anladık sayesinde, minnettarız. Şimdi bakıyoruz ki yönetim ve idare merkezi değişmeye başlamış, soruyoruz birbirimize 'kendi hayatın mı' diye. Evet! kendi hayatımız!
O halde bize ait olan bir değeri neden bir başkasına yada bir başka olguya teslim ediyoruz. Madem ki bizim 'sahip çıkalım o halde'
Kendi hayatına sahip çıkıp çıkmadığı konusunda tereddütü olan ve bu noktada düşünenler; üçüncü şahıslar ile olan ilişkilerinizin geneline bakabilirsiniz. İletişim biçiminiz hayatla olan iletişim biçiminize ayna tutacaktır.
Mutlu olmak için buradayız. Bize oksijen veren ağacı görmek, güneşin parıltısını hissetmek, sanatın güzellikleri ile bezenmek, sevmek, sevilmek,huzuru görmek, barış içerisinde yaşamak için buradayız.
Şimdi yükselen sesleri hissedebiliyorum; bu dünyaya rağmen mi? Evet bu dünyaya rağmen. Çünkü bu dünya bizim hayatlarımızın toplamı. Her mutlu bir hayat, daha mutlu dünya demektir.
Kendi cehenneminizi yaratmak yerine, kendi cennetinizi kucaklayacağınız harika bir yıl diliyorum hepinize,
Sevgi ve saygılarımla,
Burçin ALPACAR (Alıntı)

8 yorum:

Miskokulu Lezzetler dedi ki...

Nazlım güzel mutlu huzurlu bir yıl diliyorum.Yazını okudum çok hoş herkesin ders alması durup düşünmesi gerekiyor ama insanoğlu sabırsızız işte bekleyemiyoruz. Yazıyı paylaştığın için teşekkürler kucak dolusu sevgiler...

Yemekçinin Mekanı/Nazlı dedi ki...

Çok güzel. Adamı silkeleyip kendine getirir bu yazı.
Bu ara pek bir negatifim inşallah düzelirim :)

bülbülünyeri dedi ki...

Canım,
işte bu. Yaşamın güzelliğini, önemini, kısalığını ne güzel özetlemiş. Bazen bize kötü gibi gelen şeylerin aslında hayatımızı nasıl da değiştirdiğini anlamak için ne güzel bir öykü. Hep geçmişi ya da geleceği yaşarken asla şimdiyi anı yaşayamayan bir toplumuz. Oysa anda yaşayabilmek ,işta farkındalık bu. Kendimiz için yaşayabilmek (bencilce demek istemiyorum), önce kendimizi mutlu etmek (çünkü kendisi mutlu olmayan başkasını nasıl mutlu etsin) bunları başardığımız da Yaradanın bizi neden bu dünyaya getirdiğini dair cevapları bulmamızı da sağlayacağını düşünüyorum.
Duaların muhakkak bir cevap vereni var, bilelim ki olmayanlar da aslında bizim için öyle olması gerekenlerdir.
Sevgiyle kal.

Bir Dut Masalı - nUnU dedi ki...

Teşekkürler hayat sana!''
dedim ve
isyan ettiğim anlar için kendisinden özür diledim '' !!
---
İŞTE TEK BİLDİĞİM DOĞRU !

YAŞAMAYA ! Zaman ayırmak lazım Nazlım !
zaman da bunun için ayrılmıştır !!!
Yaşa ve sadece yürü ...

öykü dedi ki...

Çok guzeldı paylastıgın ıcın tsk ederım


sevgılerımle
mutlu yıllar

NzlGl dedi ki...

---Sana, sabırsızlık konusunda katılıyorum minecim,
Yazımı beğendiğine sevindim, sanada mutlu yıllar diliyorum, sevgilerimle


---Adaşım o zaman paylaştığım yazı 'cuk' oturur inşallah :)))))))

çok öptüm,


---Her cümlesi ve her kelimesi baştan aşağı doğru yazdıklarınızın Sevgili Birgül hanım,
umarım bir nebze olsun yaşamamıza katkısı olur bu yazının:)
sevgilerimle.



---Kesin kararlıyım artık Nunucum, yaşayacağım ve yürüyeceğim:)))
alacağımız keyfi paylaşmak dileğiyle, sevgiler


---Teşekkürler Öykücüm , sanada mutlu yıllar:))

Armina dedi ki...

Çok güzel bir öykü....Güzel bir hafta geçirmeni dilerim Nazlı abla...

annemineli dedi ki...

Merhabalar;Bloguma bıraktığınız nazik yorumlara gönülden teşekkürlerrrrr....