27 Ocak 2012

KAR deyince aklıma gelenler....

İstanbul soğuk, İstanbul karlar altında....

Kar yağdığında ilk aklıma gelen dışarıda kalan insanlar oluyor. Yazın neyse de kışın bu soğukta ne yapıyorlar, ne yiyip içiyorlar, nerede kalıyorlar...

Bu gün mutfak penceresinden bahçeye bakarken aklıma karla ilgili bir sürü şey geldi. Çocukluğumuzda yağan karlar en az bir hafta kalırdı. Annem sokağa çıkabilmem için şart koşardı:
- iki dilim kızarmış ekmek üstüne sürülecek olan tereyağlı ve ballı ekmekler yenecek, bir bardak süt içilecek ondan sonra oynamaya çıkılacak....

Emir büyük yerden:))) Ama haklı annem .
kızını bu soğuklarda koruması lazım. Allah korusun bir fırtına çıksa yapraklardan önce beni kaldıracak neredeyse o kadar zayıfım. O zamanlar çok öksürüyorum kışın. Yemediğim ve içmediğim ot, ilaç vs kalmamıştı. Babam işyerinde ne söyleseler gelirken alır bana yedirmeye çalışırdı.
Canlarım ödleri kopardı ben karda oynarken üşüyeceğim hasta olacağım diye.... İkide bir camdan bakar ıslanmışsam eve çağırır üstümü değiştirirlerdi.

Akşamları annem-babam ve tüm komşularımız hep beraber dışarı çıkardık. Önce Doğancılar Parkına kadar yürür orada yokuşu çıkmaya !!!!! çalışan ama bir türlü bunu başaramayan arabalara bakar, daha sonra şemsipaşaya inen o dik yokuştan merdivenlerle aşağı kayardık:)))

Elimiz ayağımız donmuş ama kalbimiz sıcacık bir şekilde evimize döner annemin gitmeden önce sobamıza attığı kocaman kütüğün ısıttığı salonumuzda üstümüzü değiştirir, hemen demlenen çayımızı içer sonrada yatardık.
Çok soğuk olduğunda ısrarlarıma dayanamayan annem-babam salona yer yatağı yaparlar bende aralarında (sonradan hiç olmadığım kadar mutlu mesut) yatardım.

1987 senesinde Şişli'de çalışmaya başlamıştım. O senede çok kar yağmış yollar kapanmıştı. Ama ben sabah erken kalkıyor evimizin önünü temizliyor yolu açıyordum. Giyinip eğer dolmuş bulabilirsem dolmuşla yoksa yürüyerek Selimiye'ye gidiyor canım kardeşim Handan'la buluşup beraber servisin gelmesini bekliyorduk. Bazen saatler sonra gelen servise bindiğimizde toplam 5 kişinin bile olmadığı gördüğümüzde bile neşemizi kaybetmiyorduk. Şişli'ye saatler sonra varıp iş yerine gelince tatil olduğumuz söyleniyor bizde yine güle oynaya evimize dönüyorduk.

Evlenip çocuklar biraz büyüğünce bu sefer hep beraber dışarı çıkmaya başladık. Salacağa yürüyüp orada sahlep içmek kar yağdığında yapılması gerekenlerin başında geliyordu artık. Bu sefer çocuklarla kar topu oynuyor kardan adam yapıyorduk.
Kızım sabahları kalkıp kar yağdığını görünce çok sevinirdi. Ama babamız kar yağdığında işleri aksıyor diye söylenirdi. Bu yüzden kızım ve oğlum babalarının görmediğini zannedip ellerini masanın altında çırparlardı:)))))
Dün bunları konuştuğumuzda kızım 'haklıymışsın baba kar yağınca işe gitmek bir dert, işleri yoluna koymak başka bir dert oluyormuş şimdi anladım' diye söyledi:)

Canım annem düşüp bir yerini kırmaktan çok korkar ama düşüncede dakikalarca gülmekten kendini alamazdı.
Babam ise tam tersiydi. Biz düşünce bırakın gülmeyi dikkat etmedik diye kızardı bazen. Babamın her söylediğini kendisine kural edinen annem ne yazık ki bu düşme konusunda aynı titizliği gösteremezdi.
Düştüğünde 'durun beni kaldırmayın güleyim sonra kalkarım' derdi.
Tam olarak hatırlayamıyorum tarihi ama sanırım 7-8 sene önceydi. Yine oldukça çok kar yağmıştı. Annemle telefonda görüştük. İhtiyacı olup olmadığını sordum. Dışarı çıkmamasını birşey lazım olursa telefon etmesini söyledim. Çocuklar sokakta oynuyor bende onları seyrediyordum. Birden kızımın sokak başına gülerek baktığını gördüm. Ama gülmesiyle panik olması bir oldu. Merak edip pencereyi açınca:
- Anne koş anneannem düştü, sözünü duyunca kendimi terliklerle sokakta koşarken buldum.
Köşeyi döndüm manzara şöyleydi:
Annem yerde oturmuş kahkahalarla gülüyor yanında da mahalle esnafından birinin damadı o da yerde oturuyor.
Neyse bir kaç tane tanıdık daha geldi annemi ve adamcağızı kaldırdılar. Annemi aldım koluna girerek yavaş yavaş yürümeye başladık. Soru soracağım ama imkanı yok annem kapsama alanı dışında gülüyor da gülüyor. Bu arada karda sokağa çıkarken ayakkabılarının üzerine mutlaka ince çorap takardı kaymasın diye...Ama bu sefer onlarda işe yaramamıştı anlaşılan:))))
Ama ben için için meraktayım bir yerine birşey oldumu diye. Eve geldik üzerini çıkardı, sağına soluna baktık , elini ayağını oynattık çok şükür birşey yok. Şimdi esas meseleye gelmeliydik. Annem nasıl düşmüştü?
Canım evden çıkmış yavaş yavaş caddeye gelmiş tanıdıkların yardımıyla caddeyi geçmiş. Sonra 'ben giderim ' deyip yürümeye devam etmiş. Ama sokağın köşesinde ayağı kayıp düşmüş. Bu sırada oradan geçen bey koşup annemi kaldırmak istemiş. Fakat annem tam kalkmışki yine ayağı kayınca bu sefer ikisi birden düşmüş . İşte bu noktada annem makaraları koyvermiş ki ben gitmişim o an. Senelerce bu olayı konuşup konuşup gülmüştük:))

Bir keresinde de Haydarpaşa Spor salonunda oğlumun basket maçı vardı. Salona girerken hava günlük güneşlikti. Maç bitip dışarı çıkınca arabamızı göremedik kardan. Ve biz o halde evimize gelmek üzere yola çıktık. Eşim daha çok açık olan yollardan gitmeyi tercih etti. Çocuklar küçük üstelik oğlumun bir arkadaşıda yanımızda. Bir ara yokuş inerken eşimin ara ara kaldırıma tekerlekleri vurdurduğunu farkettim. Durum vahimdi. Yokuş buz tutmuş frenler kafi gelmiyordu bu yüzden eşim bu yolu tercih etmişti. Normal zamanda 15 dakika geleceğimiz evimize bir saate yakın bir zamanda gelebilmiştik. Çocuklar farketmesin diye yapmadığım şaklabanlık kalmamıştı. Eve girdiğimde üzerimdeki montum bile terden sırılsıklam olmuştu.

Sene 1985. Kar aralıksız günlerce yağmıştı. Evlerin saçaklarından kollarım kadar buzlar sarkıyordu. Yollarda 15- 20 santim kar vardı ve onlar buz olmuştu. İşte o kar gecelerinden birinde babam bizi bıraktı. Ertesi sabah tipiden karşımızdaki köşkü göremedik. Günlerce devam etti kar. Babam gittikten sonra onu ilk ziyaretimde karlar içinde olmuştu.

İşte belki beş belki on dakika da bütün bunları düşündüm. Yinede güzeldi manzara, güzel gören göze beyaz temizlikti, ferahlıktı. Fakat bütün bu güzellikler burnumun sızlamasına engel olamamıştı....

2 yorum:

öykü dedi ki...

cok severek okudum bu masum tertemız guzellıkler dolu yazıyı

NzlGl dedi ki...

Öykücüm
yorumların hep beni gülümsetip içimi ısıtıyor. Çok teşekkür ediyorum sana...