24 Haziran 2011

CUMA

http://snmzmutfak88.blogspot.com/2011/02/ilk-sevgililer-gunu.html

kaldığımız yerden devam ediyoruz....


6 Ağustos 1965 Cuma günü bizimkiler evlenirler.

Bizim kız Büyükada'ya gelin olarak gider. Eşinin annesi , abisi, ablası ve çocukları ..... Tam istediği gibi kalabalık bir ailesi vardır artık.

Günler geçerken sonunda bir bebişleri olacaklarını anlarlar. Bu hem bizim oğlan hemde kız için mutluluktur. Bebek Haziran ayında gelecektir. Mayıs ayında bizim oğlanın böbrek sancısı tutar. O kadar hat safhadadır ki artık çarşaf yardımıyla sağa sola çevirmeye başlarlar. Düşünceleri bebek doğduktan sonra ameliyat olmasıdır . Evdeki hesap çarşıya uymaz. Taşlardan biri üretere düşünce bizim oğlan apar topar İstanbul'a getirilir ve Haseki hastanesinde ameliyat olur.
Neyse bu tip ameliyat olan kişiler en fazla 10 gün içinde taburcu olurlar. Kızın babasının evi Üsküdar'da olunca işler daha kolaylaşır diye düşünürler. Bu arada bizim kızda babasının yanına gelir tabii. Sabah ilk vapurla ( 'işçilerle beraber geçiyordum Eminönü'ne ' diye anlatıyordu) elinde kocasına yaptığı yemeklerle karnı burnunda hastaneye gidiyor. Akşamın köründe oturmaktan davul gibi şişmiş ayaklarla eve dönüyor. Evde biraz dinleniyor sonra ertesi günün yemeklerini yapıyor.
Fakat bu arada bizim kız iyice ağırlaşıyor. Ama her sabah gitmeye devam. Kocasını yalnız bırakması mümkün değil:)
Bizim akıllı oğlan anlıyor artık zor karısının gelmesi . Artık gelmemesini söylüyor ama olur mu? Bizim kız itiraz ediyor. Onun üzerine
22 Haziran günü ' Güzin yarında gel ondan sonra gelme olur mu?' diyor kocası.

23 Haziran günü bizim kız sabahtan kalkıyor. Çok tatsız. Keyfi yok. Ama sevdiği bu gün de gel dedi. Artık gitmek farz onun için. Hazırlanıyor, yemekleri alıyor.
YOK OLMUYOR.
Odanın içinde beş adım atıyor, gerisi gelmiyor. Biraz uzanıyor , dinleniyor. Yeniden yürümeye başlıyor. Bu sefer sekiz dokuz adım. Yine ZINK duruyor. Mümkün değil .
Çok sevdiği , her zaman kendisine bir anne gibi davranan yan komşusunu çağırıyor. Hastaneye giderken yanında gelmesini söylüyor.
Bizim kızla oğlanın aşkına en yakın tanık olan bu hanım , ikisinide çok seviyor. Biliyor ki oğlan gel demiş bizim deli kız gidecek.
Ama kadın eski toprak olayın gidişatını anlıyor ve başlıyor bizim kızı ikna etmeye:
' Bak Güzincim seninle tabiiki gelirim. Ama yüzüne lohusalık çökmüş senin. Bebek her an gelebilir. Bak evin içinde adım atamıyorsun nasıl gideceğiz karşıya değil mi ? ' diye

Çare yok. Bebek yüzünden Gİ Dİ LE Mİ YOR.:((((

Kız bütün gün ara ara gelen sancılarla yatıyor. Derken akşam bebek gelme sinyalleri veriyor. İnatçı kız evde doğum yapacağım diye tutturuyor. Eve gelen ebe bebeğin ters olduğunu ve çeviremeyeceğini söyleyince mecburen hastaneye gidiliyor.
Hastanede yapılan muayene sonucunda biraz beklemesi söyleniyor. Ama bizim kızın aklı kocasında . Bugün gidemedi. Evde telefon yok haber veremedi.
Bekleme odasına girdiğinde iki yatak görüyor. Birisinde bir hanım horul horul uyuyor. Ötekisinde ise bir kadın avaz avaz bağırıyor.

Bizimki bir köşede , ağrısı gelince kalorifer borusuna tutunuyor.

Avaz avaz bağıran kadını bir kaç kez muayene ediyorlar. Daha doğum yok. (Bu hanım bizim kız doğum yaptıktan 12 saat sonra doğruruyor. )Öteki kadın ise sancılar arasında uyumaya devam ediyor. ( Bizim kız hep hayret ederdi. Doğum yapılırken nasıl uyunur diye. Zaman ona gösterdi. Kızıda doğum yaparken sancılar arasında uyuyordu:)))))
Bir zaman sonra odaya giren hemşire köşedeki sessiz ama sancısı olduğu belli kadını farkediyor. Hemen alıp tekrar muayeneye götürüyor.
Doğum başlamış. Neredeyse bekleme odasında doğuracak bizim kız ama çıtı çıkmıyor:(

24 Haziran yine Cuma günü sabaha karşı saat 01.50 de kendi deyimiyle 'bembeyaz toparlak olarak' bir kızı dünyaya geliyor.

Hastanede kaldığı dört gün boyunca her ziyaret saatinde pikeyi yüzüne çekip ağlıyor. Eşinin yanında olmamasında dolayı. Bir an önce çıkıp onun yanına gitmek istiyor.
İlk üç gün bebekle bile pek ilgilenmiyor. Ne zaman ki bebiş süt içerken tıkanıp morarmaya başlıyor işte o zaman aklı başına geliyor. 'Çıplak ayakla koridorda koşup hemşire odasına nasıl gittiğimi hatırlamıyorum bile' diye söylerdi.
Sonunda hastaneden çıkıyor eve bile gelmeden doğru öteki hastaneye gidiyor. Kocasını görmek , ona bebeği göstermek için.
İşte baba - kız aşkı bu ilk görüşmede doğuyor herhalde. Bizim oğlan bebek hastanede mikrop kapacak diye deliriyor, endişeleniyor doğru düzgün sevemiyor bile bebeği.
Aksilik bu ya herkesin 10 günde taburcu olacağı bu ameliyat sonrasında bizim oğlan tam 33 gün hastanede yatıyor.
Neyseki sonra hep birlikte önce Üsküdar'da sonra Büyükada'da uzunca bir süre hasret gideriyorlar. Bebek her ağladığında , her ses çıkardığında bizim oğlan direnini tuta tuta bebişinin yanına gidiyor. Bebekte ağlıyorsa babasını görünce susuyor.
Bu arada bizim kız kayınvalidesini o kadar çok seviyor ki kızına onun adını veriyor. (Kızıda kendi kızına aynı adı veriyor)

İşte bu gün yine bir Cuma ..... Ama kırık , buruk , keyifsiz bir Cuma .... Günlerin kabahati yok tabii.
Yine dalgalandığım, yine buruklaştığım, yine yine işte öyle bir gün.......
Bence benim için bu günün en güzel yanı bahane edilecek ve bizim kızla oğlana gidilecek bir gün:) olması ......

Tüm arkadaşlarıma sağlık, huzur dolu günler diliyorum.
Herkese sevgiler

Nazlı Gül

20 yorum:

yemekbiraşk dedi ki...

doğum günün kutlu olsun canım
sevgilerimle..

Flame dedi ki...

Ne güzel bir hikaye.. gözler nemli :))

Oğlum geldi yüzü biraz yara bere içinde ama olsun :))

anneanneninemekleri dedi ki...

Güzel bir hikaye devamında en güzel günleri sevdikleriyle yaşasın kahramanımız,sevgiler

Adsız dedi ki...

Nazlı Abla'cım gecikmelide olsa sağlıklı,mutlu yaşlar diliyorum.Bir roman yazmayı düşünmelisin Nazlı Abla,anılarını anlatan.İnan bir romandan bölüm okudum sanki.Güzin Teyze ve İzzet Amca nur içinde yatsınlar.
Gül Nurdan Saim

NzlGl dedi ki...

---Sevalcim teşekkür ederim


---Alevim sağol canım


---Çok teşekkür ederim hocam
sevgiler


---Nurdancım
çok teşekkür ediyorum güzel dileklerin için. Bunlar içimdekilerin bir küçük parçası..... Çok dolunca dışarı dökülenler.... Roman beni aşar ancak bunlarla idare edeceksiniz:))))))
çok öptüm canım kendine iyi bak :)))
sevgiler

hdidem95 dedi ki...

canım benim kitap haline getirsene bu güzel hikayeleri insan keyifle okur üstelikde gözler nemli nemli nur içinde yatsınlar mekanları cennet olsun çok öpüyorum seni sevgiler

Birdemliksohbet dedi ki...

Ablam can ablam güzel ablam kalbi ruhu herşeyi güzel ablacım dogum günün kutlu olsun gerçi geç gördüm ama olsun iyi varsın iyi ki o dünya tatlısı güzel anneciğin senin gibi bir abla doğurmuş bizlere Seni seviyorum şeker ablam..

NzlGl dedi ki...

---Sevgili Didemciğim
çok teşekkür ediyorum duaların için. Bu gün ikinci kişisin bu yazıları kitap haline getirmemi söyleyen:))
sevgiler


---Sevilim canım benim
çok teşekkür ederim iyiki sende varsın , iyiki seni tanımışım çok şanslıyım çok:)
kocaman sevgiler, öptüm güzel kardeşim benim

bülbülünyeri dedi ki...

Canım,
annenin ve babanın öyküsünü anlatmanı ve okumayı çok seviyorum. Ne güzel dile getiriyorsun. Bu kadar sevmek ve sevilmek dünyadaki en güzel şey.
Sevgiyle kal.

NzlGl dedi ki...

Sevgili Birgül hanım

İçimden gelenleri yazıya dökmeyi seviyorum hele birde annem-babam hakkında olursa. Böyle ilgiyle okunmasıda beni ayrıca çok mutlu ediyor.
Beğenmenize sevindim , teşekkür ederim , sevgilerimle

saniyesultan dedi ki...

böyle yazabilmek çok güzel...benim hiç kabiliyetim yok..

NzlGl dedi ki...

Teşekkür ederim saniyeciğim, belkide vardır sen farkında değilsin . Ama böyle özlem dolu yazılar yazmamanı dilerim....

Zehra Gürgen dedi ki...

Bir önceki yazının başınıda su gibi bir solukta okudum.O kadar güzel kaleme almışsınki bir aşkı..
Eminim onlar cennete birliktedirler..
Nur içinde yatsınlar..

NzlGl dedi ki...

Teşekkürler Zehracım beğendiğin için
inşallah beraberdirler.
sevgilerimle

YeMeK vAkTi/AyLiN dedi ki...

ilk bölümü okumuştum bunu okumaya yarın sabah mutlaka geliceğim

NzlGl dedi ki...

:)))))) sevgiler Aylincim:)

derya dedi ki...

Canım benim bu aralar ziyaret edemedim seni kusuruma bakma Rabbim sağlık,huzur,bereket ve mutluluk dolu güzel ibr ömür versin sana ve sevdiklerine.Ağlaya
rak okudum yazdıklarını zaten çok sulugözlüyümdür bencede Roman yazma
yı düşünmelisin öpüyorum.

çeşnici Handan dedi ki...

Hepsini sevgiyle duygulanarak okudum herkese böyle sevgi nasip olmuyor ne kadar şanslılarmış. Çok da güzel anlatmışsınız devamını getirirseniz sevinirim. Sevgilerimle.

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

Nazlı'cım, çok geç bir kutlama biliyorum:)
Doğum günün kutlu gelecek günlerin umut dolu olsun canım.
Çok güzel di! hikaye tadı, eski yaşam tadı ve en önemlisi anı tatı.
Yattıkları yerde huzurla uyusunlar, nurlar içinde yatsınlar.
Sevgiyle...

NzlGl dedi ki...

---Deryacığım
Çok teşekkür ederim dileklerin için. Yazımı beğendiğine de sevindim. Çok öpüyorum seni:)


---Sevgili Handan

Beğendiğinize sevindim. Aklıma geldikçe yazmaya devam edeceğim. Hele böyle sizler memnun oldukça
teşekkürler,sevgiler


---Sevgili Nur hanım

Teşekkür ederim bu güzel yorumunuz için....