10 Mayıs 2012

YONCALAR......

Oğlum, annemi sık sık ziyaret edişimi doğru bulmaz, kendimi üzdüğümü söyler. 'Anneannemi taşta, toprakta, çiçekte, böcekte mi arıyorsun anne yapma ne olur. Sen cahil değilsin o bambaşka bir yerde artık' der.Böyle düşündüğü içinde yalnızca bayramları bizimle mezarlığa gelir.
Bu konuyu zaman zaman tartışırız. Ben hep ' annemi en son orada bıraktığım için gidiyorum' diye kendimi savunurum.

On yada onbeş gün önce eşimle anneme gittiğimizde üzerindeki yeşilliklerin , kardan dolayı yandığını,  yoncaların da bir türlü açmadığını gördük. Çok üzüldüm. Akşam yemeğinde kızıma bunu anlattım. Haftasonu gidip bakmaya karar verdik.

Bu olaydan bir yada iki gün sonra oğlum akşam üzeri eve geldi. Kapıyı açıp ona hoşgeldin deyip öptüm. Ben mutfağa o odasına doğru yürürken:

--- yoncalar açmış artık üzülme , dedi.....

dondum kaldım.

Ben anneme , oğlumda bana üzülmüştü. Sırf bu yüzden mezarlığa gidip bakmıştı.
İşte benim bu seneki anneler günü hediyem bu oldu. Bu duygular içindeyken yanaklarımdan süzülen yaşları görmeden tahmin etmiş olmalı ki odasından bağırdı:

---AĞLAMA ANNE. Seni seviyorum......


Bütün annelerin ve kalbinde 'anneliği ' hissedenlerin anneler  günü kutlu olsun.
Hasta olan annelere acil şifalar, gidenlere rahmet diliyorum.....

Sevgiler


Nazlı gül


 

07 Mayıs 2012

ACELE, ACELE YAZDIKLARIM

Kızımın 10 seans çekilmesinden ! sonra  , fıtıkların hız kestiği haberi geldiğinde çok sevindik. Ama asıl haber belinde bir fibromiyalji olmasıydı. Bu yüzden gün aşırı olmak üzere iki hafta daha tedavide olacağız. Bir haftası bitti.
Geçen Cuma tedavideyken yanına gittiğimde 'anne ikiye bölünmeme az kaldı haberin olsun' dedi. Bende' her işte hayır vardır belkide uzamışsındır' diye cevap verdim. Tabii 1,80 boyundaki bir kıza uzamışsındır demem ne derece moral vericiydi bilemedim:))

Hala fotoğraf makinemi yaptıramadım:(

Son 3 gündür çektiğim şakak, kulak arkası, boyun ve boyun altı ağrıları canımdan bezdirdi beni:(

Bunların yanında bazı sağlık sorunları da oldu:(

Yazabildiklerimin yanında yazamadıklarım daha çok.

Şükür nefes alıyoruz.....

Şimdilik gitmem gerek

Sevgiler, iyi haftalar


HAMİŞ:

Sadri Şener efendi ' Trabzon Fener'i yenemezse dünyanın sonu gelir ' demiş. Vallahi dünyanın sonu öyle kolay gelir mi? bilmem ama kendisinin sonunun geldiği belli:)




10 Nisan 2012

BU GÜNLERDE....

Uzun zaman önce fotoğraf makinam bozuldu. Ne zaman yanıma alıp servise götürmeye niyetlensem , o günkü bütün işlerimi yapıp servise uğramayı unutup eve geliyorum:(
Kafamda öyle çok iş var ki sıra ona bir türlü gelmiyor:( Bunun sonucunda da yemek resimleri çekilemiyor. Zaten son günlerde yemek yapmayı bile bıraktım diyebilirim. Bizim evde artık yemek saatleri kimsenin kimseye uymamaya başladı....

Listenin en başında yine kızım var. Akapunktur ve ozon ile yapılan 8-9 seans tedavi sonucunda doktorumuz baş parmakla ilgili net sonuç alamadı. Ağrılar çok azaldı. Günlük işler daha rahat yapılır hale geldi ama parmak bir türlü güçlenmedi. Sevgili doktorumuz Gül hanım'da artık tedavinin başka yönde devam etmesini söyledi.
Bize bir makinadan bahsetti. Araştırmamızı istedi.

Kurs arkadaşlarımdan Berna'nın eşi doktor. Bizde dün ona gittik. Kızım tekrar muayene oldu. Dr. beyde parmaktaki güçsüzlüğün en büyük sorun olduğunu, zaman kaybetmenin fıtığın sinir üzerinde giderek daha çok tahribat yapacağını belirtti.
O da bize Türkiye'de 3 tane olan diğer dr.'un bahsettiği makinadan söz etti. Bizim anlayacağımız şekilde anlatılınca, makina kızımın belinde bir gevşeme yapacak fıtık rahatlayarak yerine yerleşecekmiş. En az 10 seans yapılacakmış.
İlk bilgiler bunlar. Dr. beye göre büyük bir ihtimalle 'iyilecek'
Yine de oraya gidip makinaya girdikten sonra ayrıntıları daha rahat yazabileceğim.

Bunlar olurken bir sabah uyandım gözümün altında fındıktan biraz büyük bir şişlik:) Ertesi gün göz kapağımda:) şaka gibiler.....

Ne kadar yürürseniz, ne kadar 'iyiyim artık' desenizde ruhunuzun iyi olması lazım:) Onun herşeye 'tamam' demesi gerekiyor.... İyi biz de bekleriz ne yapalım:)))

Şükür bahar geldi dedik... Yağmur ve soğuk hava geri döndü:( Geçen sabah sanki yaz bitmiş tekrar kış gelmiş gibi düşünüp 'fenalık' geçiriyordum.
Ben kışlıkları artık yavaş yavaş kaldırsam diye düşünürken bu hafta bana 'aceleci olma' diye uyarıda bulundu:)))) Ehh ona da peki:)

Yarın annemin okul arkadaşları ile buluşacağım. Hepsi beni görmek istediler. Bende onları özledim amaaaa.... Bu buluşma hem benim hem onlar için zor olacak gibi. Ama biliyorum ki ne kadar zor olsada yine de memnun ayrılacağım onlardan. Çünkü hepsinde biraz biraz 'Güzin' imi bulacağım:))))

Bu arada bir güzel haber 3.5 kilo vermişim ne mutlu:)) Ne mi yaptım, tabiiki az yedim:))))

Geçen haftadan başlayan meşhur ilkabahar mide ağrılarım ve hazımsızlıklarım devam ediyor.Üstüne Cumartesi günü ceketimi çıkarıp çarşıyı dolaşırken yediğim rüzgarın etkisi binince iyice azdı:( Bol bol papatya suyu içip rahatlamaya çalışıyorum.

Hepinize sağlık ve huzur dolu bol güneşli günler diliyor ve sizleri kucaklıyorum:))

sevgilerimle......

03 Nisan 2012

ARKADAŞLAR BANA UYAR:)ya size?

Kusurlarımı seviyorum.!
Darılınca suratımı asmayı,
Canım sıkıldığında sebepsizce bağırmayı,
Olur olmaz yerde kahkahalar atmayı,
Sadece canımın istediği şeyleri yapmayı,
Bazen düşünmediklerimi birden söylemeyi,
Bazen herşeyi yüzüme gözüme bulaştırmayı.
Öfkelerimi.
Kızınca küsmeyi.
Heyecanlarımı.
Bazıları haketmediği halde, sevmeyi.
İçimdeki çocuğu,
Beni seviyorum.
İyi ki varım.
İyi ki ben benim.
Ne mutlu!
Çok mükemmel değilim.
Ama benden bir tane daha yok!
Beni seven böyle sevsin!
Sevmeyene de zaten yol verdim, GİTSİN...!

(Alıntıdır)




İlkbahar geldi ya artık kuşların (nasıl oluyorda bir türlü yorulmuyorlar:))) cıvıltılarıyla uyanıyorum:)
Güneşi özlemişim. Sevgili Adile'nin dediği gibi güneşsiz geçen uzun kışa inat hergün sokağa çıkıp onun sıcaklığını hissediyorum.
O güzelim havayı ciğerlerimin en diplerine çekmeye çalışıyorum. Yemek, ev işi, el işi, bilgisayar hak getire:)))))
Yürüyorum, geziyorum. Bu arada kendimle hesaplaşıyorum ama beni kırmadan, üzmeden(birşeyler öğreniyorum demek ki)
Bir suskunluk bir halim selimlik! sormayın gitsin. Trafikte bile artık sesimi çıkarmıyorum . Kızım 'performansın çok düşmüş:))
) anne' diye dalga geçiyor benimle:))

Kısacası bu aralar kendimi kendime ayırdım:)

Herkese kucak dolusu sevgiler.......


12 Mart 2012

EN ÇARESİZ ANLARDAN BİRİSİYDİ....

Tam 12 saat oturmadan , uzanmadan , ayakta dururken bile acı çekerek ağladı. Bana 'anne birşey yap ağrım dinsin' dedikçe , birşey yapamamanın verdiği acı onun çektiğinden on kat daha fazlaydı. İşte çaresizlik bu olsa gerek diye düşündüm. Ben anneyim ve hiç ama hiç birşey yapamıyorum.
Ateşi olsa düşürmek için yapacak bir sürü şey var. Bir yeri ağrısa ovarsın, ilaç verirsin ya da konuşur düşüncelerini dağıtırsın. Ama bunda böyle durumlar asla olmaz.
Bu ağrıyı bende çektiğim için bilirim. Hiçbir duruş şekli size rahatlık vermez. Hiçbir sözü duymazsınız , yalnızca ağrınızın bir an önce dinmesini dilersiniz.

Kızımdan bahsediyorum. Yaklaşık 2 hafta önce belinde iki tane fıtık teşhis edildi. İki doktor ameliyat dedi. Son olarak benim belimi iyileştiren doktora götürdük, o da durumun iç açıcı olmadığını , birkaç seans tedavi uygulayacağını alınan sonuca göre durumu açıklayacağını söyledi.
Şu an tedavi sürecindeyiz. Kızım ise 4 günlük istirahatten sonra tüm israrlarımıza karşı bugün yine işe gitti. Yüreğim ağzımda. Her an telefon edip 'anne çabuk gel kötüyüm' diyecekmiş gibi diken üstündeyim.
Allah tüm hastalarla beraber kızıma da şifa versin diyorum.
Beni merak eden arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.
Hepinize sağlıklı ve huzurlu bir hafta diliyorum, sevgilerimle

01 Mart 2012

TEKNOLOJİNİN GETİRDİĞİ KEYİFLİ ALIŞVERİŞLER

Televizyonun siyah-beyaz olduğu dönemlerde 'Tatlı Cadı' dizisini zevkle seyrederdik. Orada gördüğüm aletin otomatik çamaşır makinası olduğunu annemden öğrenmiştim. Acaba bizede gelir mi? diye içimden geçirmiştim. Başka dizilerde gördüğümüz kablosuz telefonları 'yok artık daha neler' diye eleştirerek izlemiştik.
Teknoloji ilerledi hatta hızlandı. 'Rüyamızda görürüz' diye tabir ettiğimiz birçok makineyi bizde çağa ayak uydurarak ve rahatına alışarak kullanıyoruz.
Artık devir bilgisayar ve zamanı pratik kullanma devri. Şimdiki trendlerden biride bilgisayardan alış-veriş yapmak. Bizim nesil biraz tereddüte düşsede çabuk alıştı:) şimdiki nesil çooktan alıştı bile:)
Kızım sayesinde bizde arasıra alışveriş yapıyoruz.

Ama benim ilgimi çeken esas olay şehir fırsatları adı altında yapılan kampanyalar sonucunda bazı bazı % 90 'a varan indirimlerden yararlanma fırsatı olması. Arkadaşlarımın arasında bu kampanyalardan faydalanarak normalden çok daha ucuza yenilen yemekler, gezilen yerler olduğunu öğrendim. Hatta yurtdışına gidenler bile var.
Kızım ve oğlumda bunlardan yararlanıp arkadaşlarıyla beraber güzel ve kaliteli yerlerde yemek yiyiyorlar.
İlk önceleri birkaç isim vardı. Rekabet kaliteyi arttırırmış şimdilerde bu fırsatları birçok firma yapıyor. Hepsini takip etmek zor.
Bunu bilip yeni bir site yapmışlar indirimlr. com
Bir bakışta tüm fırsatlar, bütün online mağzalar elinizin altında. Hepsini aynı anda, aynı sayfada bulabiliyorsunuz.
Ayrıca sayfada blog köşesi, gündemde olan çeşitli konular, yazılar ve trendlerle ilgili bilgiler var.
Bu sayfadan beni haberdar eden sevgili Yasemin'ede teşekkür ediyorum. Kızım sayfaya bayıldı:)))
İşte sihirli adresler:))))))
http://www.indirimlr.com

http://www.indirimlr.com/blog



Sizlere keyfinizce alışverişler, bol geziler, afiyetle yenen yemekler diliyorum .

sevgiler

24 Şubat 2012

PİLLİ HALAM...

O bizim pilli bebeğimizdi. Kalbi pilli olduğu için ona bu adı takmıştık:) Ondan bahsederken hep 'pilli halam' derdim.

Kardeşlerinin aksine yaşama sıkı sıkı bağlı, hayattan zevk almasını bilen, kendimi bildiğimden beri hastalıkları olan ve onlarla mücadele edendi.
Kendisi Tokat'ta oturuyordu. Ama genelde doktorları Ankara'daydı. Yaklaşık 35 sene önce hatırladığım kadarıyla başkasının hastalığı için hastaneye gitmiş, tansiyonu düşünce orada tansiyonunu ölçmek istemişler ve bakmışlar ki kalp atışı duyulmuyor. Hemen müdahale edip kalp pili takmışlardı. Babam ve büyük halam kardeşlerinin bu durumuna çok üzülmüş onun yanına gitmişlerdi. Babam vefat edeli 26 sene bitti halam vefat edeli19 .
Ona ise birkaç ay evvel üçüncü yada dördünca pili takıldı.

Gezmeyi çok severdi. Hele pazara gitmeyi. İstanbul'a geldiğinde bütün pazarlara giderdik. Böbreklerinden rahatsızdı. Ama bu bile onu gezmesinden alıkoyamazdı:)

Bu sene böbrekleriyle ilgili arka arkaya çok ciddi rahatsızlıklar geçirdi. Birkaç kez hastaneye yattı. Doktorların mucize diye adlandırdıkları olaylarla hastalıklarını atlattı:)
Artık ona Terminatör halam diyordum:)

Her konuştuğumuzda 'halacım allah seni başımızdan eksik etmesin. Ailemizin büyüğüsün ayaklarını daha sıkı yere bas. Hepimizin sana ihtiyacı var' diyordum. Oda bana hep 'kızım siz kendinize iyi bakın' derdi.

Bu sefer olmadı. Hepimizi yanılttı. Cumartesi günü geçirdiği bir kalp krizi sonrasında böbrekleri çalışmaz olmuş. Yine atlatır diye beklemiş kızı, torunları, eşi , damadı. Ama pazar günü durum değişmeyip akşam daha da kötüleşince haber pazartesi günü bize geldi. Akşam büyük halamın kızı ile yola çıktık . Ama o bizi beklemeden gitmeyi seçti...
Yine de son görevlerimizi yapmak için Allah bize yardım etti yetiştik.
Bu sabah Tokat'tan döndüm.

Kardeşleri içinde en uzun yaşayan, yaşamdan tat almasını bilen, yemeği , yedirmeyi çok seven, diğer yanda ananelerine sıkı sıkı bağlı, beni hep 'canım yavrum' diye seven halam da bizi bırakıp gitti.
Önce öğretmen olan yengemi kaybettik. Bir sene sonra amcamın oğlunu. Ondan sonra annem bıraktı bizi. Bu senede halam. Hepsi nur içinde yatsınlar. İnşallah Allah başka acılar göstermesin.

Canım halam ışıklar içinde yat. Yaptıklarını, söylediklerini hep gülerek hatırlıyoruz. Herkes senden bahsederken gülümsüyor. İşte geride bıraktığın en güzel şey bu.


Hep bana sorardı benden ne istersin diye. O gün ondan son birşey istedim. Onu öperken kulağına fısıldadım:

''Bizimkilere selam söyle'' ........

10 Şubat 2012

DUR NAZLI !!!!!!!!!!!

Bir rehavet, bir ev kuşu olma hali, sporu bırakma, soğuktan dışarı çıkmama, oğlumla her öğlen 'ne yiyelim ' muhabbeti bazen dışardan söylenen hazır yiyecekler, bazen mutfakta hazırlanan soslu makarnalar, mantılar, börekler.... Babamızın ve kızımın yemediğini düşünerek onlara tekrar hazırlananlar ve onlardan da yemeler. Babamızın gelirken o ailece çok sevdiğimiz damla çikolatası bol, İsveç kekinden getirmesi ohh oohhhh ooohhhhhh.
Sebze yemeğini unuttuk neredeyse.
Kar yağdığında dışarı bakarken içilen bardak bardak leblebili bozalar, akşam tv seyrederken atıştırılan mısırlar, bazen cipsler.....
yazarsam daha uzar bu liste:(((

Bir taraftan da alınan cici giysiler boyunları bükük dolaptan bana bakıyorlar:))))
Her gün diyete başlama sözleri verilip sonra o sözleri unutup dürümleri götürmeler:))))

Bu arada eşim kilo aldığımı söylesede fazla üstelemiyor. Çünkü yanaklarım doldu, yüzüme renk geldi zombi !!! olmaktan çıktım ama ben son zamanlarda bu kilolardan sıkıntı duyar oldum.

Korkum birkaç sene önceki gibi tartıda 80 'leri görmek:((((((

Yok buna bir dur demek lazım. Yanlış olan bunu etraftan beklemek. Dün akşam yemekten sonra düşündüm dişlerimi sıkmamak ve rahatlamak için kullandığım ilaç bana nasıl bu kadar kilo aldırır diye.

Sonra bahane aradığımı anladım:( ona buna çamur atmaktan vazgeçip her zaman söylediğim gibi zayıflamak istiyorsam ağzımı kapalı tutmam gerektiğini hatırladım. Ve bunu hemen uyguladım. Hani ben ters doğdum ya işte bu yüzden pazartesi değil cuma günü diyete tekrar başladım:)))
Yapmam lazım , eklemlerimi, vücudumu bu yüklerden kurtarmam lazım.

Bu gün pazara gidip sebzelerle tekrar buluştum. Eve gelip hemen bazılarını pişirdim, bazılarını haşladım.
Diyet listemi çıkarıp tekrar buzdolabının üzerine astım. Herşey tamam . Ben, bana 'DUR' dedim.
gerisi gelir inşallah.

Bu arada beni en zorlayan siz arkadaşlarımın sayfalarında arz-ı endam eden kekler, tatlılar, börekler. İnanın bir kedinin ciğere baktığı gibi onlara bakıyorum. Bazılarının tarifini okumuyorum aklımda kalmasın diye:))))))
Ama biliyorum ki beynim neyi nerede gördüğümü kaydediyor. Kilolar gidince azar azar yapılıp yenecek hiç şüpheniz olmasın:)))

Herkese kucak dolusu sevgiler,

03 Şubat 2012

RAMAZANA ALTI AY KALDI.....

Mevlüt kandili hep 'ilk kandil' olarak söylenir. Bu kandile ulaşıldığında Ramazan'a altı ay kalmış demektir.

Günler su gibi akıp geçiyor.
Haftaları, ayları , seneleri ve ömürlerimizi hızla tüketiyoruz.

Tüm dostlarımın, arkadaşlarımın ve sevdiklerimin Mevlüt Kandillerini kutluyor, dualarınızın size hayırlı olanlarının kabul edilmesini diliyorum.

Sağlık ve huzur dolu bir hayatınız olsun....


Sevgiler,

Nazlı gül

28 Ocak 2012

GÜLSEN HOCAMIZA .....

Sevgili Gülsen hocam,

Sizin sayfanıza nasıl ve kimin sayesinde ulaştım hatırlamıyorum. Bazen birkaç gün sayfama uğramadığım oluyor. Ama ilk sizin yazınız var mı? yok mu? diye bakarım. Yazılarınızı en az iki kere okurum. O satırlar arasındaki anahtarları bulmaya çalışır, bunlar üzerinde kafa yorarım. Bir tek sizin sayfanızda yazılan diğer yorumları okurum. Ve anlarım ki bir yazınızla başka başka insanlarda nice fikirlerin üremesine yardımcı olmuşsunuzdur.
Şu -de -da üzerine yazdığınız yazıdan sonra özellikle size bırakacağım yorumlara çok daha dikkat eder olmuştum:)))))

Siz o güzel gönlünüz ve engin bilginizle bize değişik hayat pencereleri açtınız. Bize diyorum çünkü benim gibi yazılarınızı özleyen bir sürü insan olduğunu biliyordum ve böyle olduğunu öğrendim.

Takip ettiğim kadarıyla size birşey dayatmak mümkün değil:)))) AMA..


Belki sizi çok özleyen, bilginizden yararlanmaya can atan, limon sıkışları, eleştirileri, hikayeleri , o güzelim şiirleri özleyen biz öğrencileriniz için bir ümit verebilir, yazılarınıza devam edebilirsiniz.

Ben kendi adıma sayfama girdiğimde YAPRAKLAR-GÜLSEN HOCA yazılı blog sayfasının küçük notunu görmek için sabırsızlanıyorum.
İnatla, ısrarla ve merakla bekliyorum(UZ)

Sizi seviyoruz. Özlemin bir an önce bitmesi dileğiyle , sevgiler